Açılan Bu Savaş Kaybedilmeye Mahkûmdur
Son zamanlarda içimi en çok acıtan şeylerden biri şu:
Mustafa Kemal Atatürk’ün hatırasına ve Türk bayrağına yönelik yapılan saldırılar.
Bayrak indiriliyor, yakılıyor, küçümseniyor.
Ve bunu yapanlar sanki bir şey kazanacaklarını sanıyor.
Ama şunu çok net söylemek gerekiyor:
Bu bir protesto değil, bu bir cehalet gösterisi.
Bir milletin ortak değerine saldırmak ne cesarettir ne de fikir özgürlüğü.
Bu, tarih bilmemektir.
Bu, neye karşı durduğunu bile anlamamaktır.
Atatürk, hayattayken bu zihniyetle zaten savaştı.
Cehaletle, gericilikle, bölücülükle, kimliksizleştirme çabalarıyla…
Ve kazandı.
Bugün hâlâ bu ülkede özgürce konuşabiliyorsak, bunu o mücadelenin kazanılmasına borçluyuz.
Şunu unutuyorlar:
Atatürk’ü bir mezara sığdırdıklarını sananlar, onun fikrinin hâlâ ayakta olduğunu görmezden geliyor.
O mezardan kalkıp silahla savaşmasına gerek yok.
Çünkü onun asıl gücü, arkasında bıraktığı bilinçtir.
Ve o bilinç, hâlâ milyonların içinde yaşıyor.
Türk bayrağı bir kumaş parçası değildir.
O bayrak, bu topraklarda ödenmiş bedellerin, dökülmüş kanların, yarım kalmış hayatların sembolüdür.
Ona uzanan her el, aslında bu milletin ortak hafızasına uzanmıştır.
Bugün yapılan bu saldırılar geçicidir.
Ama Atatürk’ün kazandırdığı değerler kalıcıdır.
O bu savaşı bir kez kazandı.
Ve biz, bu ülkenin aklı başında insanları olarak,
onu yine kazandıracağız.
Sessiz kalarak değil, aklımızla, duruşumuzla, bilincimizle.
“Bayrağı yakanlar geçer; bayrağın anlamını taşıyanlar kalır.”